Beni in-store mecrasının kullanılması konusunda son zamanlarda en çok heyecanlandıran ve inspiration veren uygulama oldu aşağıdaki fikir. Fikrin video content haline getirilip case olarak sunuluş şekli de oldukça başarılı.
31 Aralık 2012 Pazartesi
30 Aralık 2012 Pazar
GHOST SOUNDS
2-3 yıl önce ortaya çıkan bir yöntem olabilir 3D sound ama ben daha bu hafta keşfettim, tek kelimeyle inanılmaz bir şey olduğunu anlayınca paylaşmadan edemedim. Ciddi ciddi kafanızın etrafında bir şeylerin döndüğünü hissediyorsunuz, aşağıdaki videoyu kulaklıkla denemeniz önerisiyle...
"BENZETME"NİN GÜCÜ ADINA
Bu fiber internet dedikleri nedir acaba?
Önce TTNET sonra Turkcell aşağıdaki fiber internet reklamlarını yayınladı, defalarca izledim, ama tam olarak ne işe yaradıklarını çözemedim.
Önce TTNET sonra Turkcell aşağıdaki fiber internet reklamlarını yayınladı, defalarca izledim, ama tam olarak ne işe yaradıklarını çözemedim.
Sorun bende miydi yoksa?
Çevremdekilere sordum, onlardan da net olmayan, ilginç ilginç cevaplar geldi, bu cevapları buraya yazsam Beyaz Show'daki halk röportajlarına taş çıkarır yazım bu arada.
Gel zaman git zaman aşağıdaki Google Fiber reklamını izledikten sonra Fiber internetin ne olduğunu, ne işe yaradığını fiber hızında anladım. Reklamda müthiş bir teşbih-i beliğ kullanımı örneği Google'dan: trafik! Reklamda kullanılan benzetmelerin hayatın içinden olmasının kesinlikle en iyi örneklerinden biri Google Fiber İnternet reklamı. Darısı TTNET ve Turkcell'in başına diyelim...
10 Kasım 2012 Cumartesi
RONALDO VURDU GOL OLDU, GOLUN İSMİ NÖROMARKETING
Yıllar boyunca hepimize(sadece Türkiye'de değil tüm dünyada) insanların kararlarını duygularıyla değil mantıklarıyla verdikleri öğretildi. Ancak 2000 yılların başından beri nöroloji ve pazarlamanın birleşmesiyle ortaya çıkan nöromarketing bunun tam tersini gösterdi: İnsanoğlu verdiği kararların yüzde %70'ini bilinçaltında vermekte. Bu kararlarımız içinde gün içerisinde aldığımız her türlü karar mevcut. Buna gol atmak da dahil.
Real Madridli Ronaldo'nun aşağıdaki videosu özünde futbol kokan bir video olsa da nöromarketing'i ısrarla kabullenmeyip bilinçaltına değil bilinçe yönelik pazarlama ve iletişim stratejileriyle markalarınıı yönetmeye çalışan tüm yönetici ve reklam ajanslarının bu dirençlerini kırabilecek türden:
4 Kasım 2012 Pazar
RENAULT VS HYUNDAI
Yeni Renault Clio reklamının izlediğim ilk andan beri içime sinmeme nedenini cumartesi gecesi 4 itibariyle bulmuş bulunuyorum. Bu noktayı bulmam da biraz önce izlediğim Hyundai Santa Fe reklamının büyük katkısı oldu.
İlklerin unutulmaz olduğu çok güçlü bir insight tabi ki. Fakat bu tarz genel geçer bir olabilecek bir insight'i kendi dünyanıza/kendi markanıza atfettiğinizde ortaya Renault reklamı gibi bence komik bir reklam çıkabiliyor. Diğer taraftan ise gerçeği öylece kabul edip bu gerçeğin ürüne nasıl dahil edilebileceğin güzel bir örneği Hyundai Santa Fe.
17 Ekim 2012 Çarşamba
HUNGER MANAGEMENT
Tüm günün yorgunluğuyla ve büyük bir açlıkla akşam yemeğini beklerken tv'de aşağıdaki hunger management reklamını görünce aklıma ilk anda Freud sonrasında psikanaliz ve iletişimin birleşirse ortaya ne denli güçlü bir yapı çıkacağı geldi:
Reklam filminin konusu oldukça net aslında. Bizi yere seren büyük
sorunlar olmuyor her zaman. Bizi yere seren evdeki şekerin bitmesi oluyor,
kaybolmuş bir kitap oluyor, kesilen elektrik oluyor. Çamaşır sepetini toplamış
götürürken içinden yere düşen bir bluz oluyor. Go’Morgen yoğurt da bir diyet ürünü
olarak almış bu iç görüyü, açken kalınan o güçsüzlük duygusuyla birleştirmiş ve
Hunger Management mesajıyla bize sunmuş ve ortaya bence çok başarılı bir iş çıkmış.
16 Eylül 2012 Pazar
AZİZ YILDIRIM - IVY LEE - ROCKEFELLER
Perşembe günü NTVSPOR'da Aziz Yıldırım'ın katılımıyla yayınlanan ve son zamanların en uzun canlı yayınlarından biri olma özelliğini taşıyan programda Rıdvan Dilmen, Fuat Akdağ ve Güntekin Onay üçlüsünden Fenerbahçe Spor Kulubü Başkanı Aziz Yıldırım'a çeşitli sorular yöneltildi.
Programı bir Fenerbahçe taraftarı gözüyle izlemenin yanı sıra bir iletişimci gözüyle de izlediğimde dikkatimi çeken en önemli soru Güntekin Onay'dan geldi: "Başkanım sizinle her karşılaştığımızda ya da canlı yanına geldiğinizde futbolun olumlu taraflarını, futbolun gelişmesini ön plana çıkarmanıza rağmen halkın Aziz Yıldırım algısı niçin bunun tam tersini söylüyor?"
Programın bu noktasında meslekî bir düşünce olarak Ivy Lee'nin Rockefeller'in Amerikan kamuoyu üzerindeki olumsuz algısını değiştirmek için nasıl bir halkla ilişkiler faaliyeti içerisine girdiğini hatırladım. Bilmeyenler için kısaca hatırlatmak gerekirse Ivy Lee, 1906 yılında yayınladığı İlkeler Deklerasyonu'yla halkla ilişkilerinin dünyadaki öncülerinden biri olarak kabul edilir. Rockefeller ise 1900'lerin başında Amerikan'nın en zenginlerinden biri olmakla birlikte çalışanlarına hiçbir sosyal hak vermemesi, onları bir nevi köle gibi kullanmasıyla da Amerika'nın en nefret edilen simalarından biriydi. Nefret ve sevilmeme noktasında Rockefeller'in Amerikan kamuoyu üzerindeki olumsuz algısıyla Aziz Yıldırım'ın Türk kamuoyu üzerindeki olumsuz algısının pek çok benzerlik taşıdığını söyleyebiliriz.
Ancak Rockefeller 1916 yılıyla birlikte kişisel algısını olumsuzdan olumluya ya da nötr hâle çevirmek için dönemin en önemli pr danışmanlarından Ivy Lee'le çalışmaya başlıyor. Ivy Lee, Rockefeller'i mümkün olduğunca halka yakınlaştırmaya çalışıp çalışanlarıyla birlikte vakit geçirmesini, yardım derneklerine bağışta bulunmasını ve yaptığı bu tarz faaliyetlerin basında yer almasını sağlayarak bir tür kişisel pr faaliyetinde bulunuyor. Neticede 1905-1916 yıllarında ABD'de oluşan Rockefeller algısıyla 1916-1920 arasındaki Rockefeller algısı arasında büyük bir fark oluştuğu rahatlıkla görülebilinir.
Yukarıdaki gibi bir örnek tarihteki yerini almışken benzer bir pr çalışması içerisinde Aziz Yıldırım niye olmaz, bu pr faaliyetiyle olumsuz Aziz Yıldırım algısını niye değiştirmeye çalışmaz yıllardan beri bir Fenerbahçe taraftarı olarak bu durumu anlayabilmiş değilim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
.jpg)


