9 Eylül 2012 Pazar

DEĞERİ KÜÇÜLTMEK: MEVLANA

     Çarşamba akşamı metroya girdim, yürüyen merdivenlere yaklaştım ve bu yazıyı gördüm:  "Mevlana terapistiniz olsun..."


     Gülsem mi ağlasam mı bilemedim açıkçası. Bırakın işin iletişim açısından doğruluğunu (iletişim açısından kullanılan başlık rezalet zaten) Türk kültürünün en büyük değerlerinden birinin bu denli sıradanlaştırılması karşısında büyük bir şaşkınlık geçirdim. Fikirleriyle sadece Türk kültürünü değil tüm dünyayı etkisi altına alan Mevlana, bu fikirlerini terapist olmak için mi söyledi yani? Mesnevî, Divân-ı Kebîr, Fihi Ma- Fih, Mecalis-i Seb'a, Mektubât eserlerini gün gelsin bir yayın evi beni terapist olarak lanse etsin diye mi yazdı? Hattâ UNESCO'un 2007 yılını  Mevlana yılı ilan etmesinin de nedeni Mevlana'nın gelmiş geçmiş en iyi terapist olması mıydı yani???

      İlgi çekip daha çok kitap satmanın dolayısıyla daha çok para kazanmanın tek amaç olduğu böyle bir afişe izin veren İBB'nin de denetim mekanizmasını ciddi şekilde sorguladım kendimce. Acaba her defasında sözlerini Mevlana'dan alıntılarıyla süsleyen İBB Başkanı Kadir Topbaş'ın bu afişten haberi oldu mu, bunu da ayrı merak ediyorum.

      

2 Eylül 2012 Pazar

ABSOLUT VODKA

     İçki sektörünün en önemli oyuncularından olan Absolut Vodka'yı Twitter'da 2 haftadan beri takip etmeye başladım. Ancak Absolut Vodka'yla ilgili bu yazıyı yazmamın nedeni Twitter'i mükemmel kullanmaları değil. Twitter'da Absolut Vodka'yi follow ettikten birkaç dakika sonra Absolut Vodka'dan direct message aldım. Mesajın içeriği beni bir hayli şaşırdı, zira Twitter'da böyle bir uygulama olduğundan daha önce haberdar değildim:





     Konuyu biraz araştırınca Twitter'dan alkol üretimi yapan markalar için yaş doğrulama sistemi geliştirildiğini öğrendim. Twitter, bu sistemi geliştirmek sosyal medya yönetimi şirketi Buddy Medya ile birlikte çalışmaktaymış. Bu yeni servisle kullanıcılar alkol üretimi yapan markaların Twitter hesaplarını takip etmek için düğmeye bastıklarında bana gelen yukarıdaki mesaj gibi bir mesajla karşılaşıyorlar. Bir forma yönlendiren mesajda kullanıcının doğum tarihini belirtmesi gerekiyor.

     Chin chin...

    

25 Ağustos 2012 Cumartesi

BRONZLAŞMANIN BENDEKİ ETKİLERİ

     Nihayet ben de geçen hafta tatile gidebildim, deniz, kum, güneş her zamanki gibi süper geldi, enerji doldurdu beni. Ne var ki yıllardan beri nedenini anlayamadığım ve yapmadığım güneşlenme olayını bu yıl ben de baskılara dayanmayıp gerçekleştirdim. Ben güneş ışınları cildime zarar verecek diye hayıflanırken klâsik Türk insanımızın güneş altında bronzlaşma çabaları takdire şayandı. Bu çabaları görünce aşağıdaki ödüllü kartpostalı paylaşmadan edemedim:





     Gençleri güneşte kalmanın zararlarına karşı uyaran yukarıdaki kartpostal, plajlarda ve gençlerin gittiği yerlerde dağıtılmış ve iletişim yönünde çok başarılı olmuş. 

     Kartpostalda reklamcının aşmak durumunda olduğu zorluk, bugün bronz bir tene sahip olmak isteyen gençlerin ileride kendilerini bekleyen "deri kanseri, kırışıklıklar, renk bozulması" gibi  tehlikelere karşı duyarsızlığı. Mesajın alışılmış yoldan iletilmesi hâlinde mesajın vaaz verme gibi görülmesi ve can sıkıcı bulunup dolayısıyla da okunmama olasılığı var. Ancak sağ tarafta yer alan kartpostal, hedef kitlenin onu göz ardı etmesine imkân vermeyecek şekilde. Kartpostalın sorduğu soru ( aslında banal bir soru: teninizin 10 yıl sonraki hâlini görmek ister misiniz?) tek başına başlık olarak yer almış olsaydı ya çok az bir etki sağlamış olurdu ya da hiç sağlayamazdı.Oysa kartpostal okuru reddetmesi güç bir fiziksel bir eylem gerçekleştirmeye davet ediyor: Deliklere iki parmağını sokması isteniyor ve ortaya kırışmış bacak görüntüleri çıkıyor.

     Bu noktada okur mesajın yaratılmasında merkezi bir görev üstleniyor. Mesaj, ilginç bir değişimle başka birinden değil okurun kendisinden gelmiş oluyor. İmgenin yaratılmasında okur, etkin bir katılımcıya dönüştürüldüğünde okurun mesajı dikkate almama olasılığı çok azalıyor.

     Bir reklam denizinde yaşadığımız şu günlerde hedef kitleler genellikle reklamlardaki mesajların çoğunu gerçek ve güvenilir bulmayıp bunları bir pazarlama numarası olarak algılıyor. Hedef kitlenin reklam mesajını gerçekten dikkate almasını sağlayabilmenin yollarından biri yukarıdaki kartpostalda olduğu gibi okuru hareket geçirmek ve onu reklamın mesajının yaratılmasında önemli bir ortak hâline getirmek.

21 Temmuz 2012 Cumartesi

BAHÇEŞEHİR ÜNİVERSİTESİ VE DİĞERLERİ

     Yeni bir ÖSS tercih maratonunda daha beraberiz. Her yıl olduğu gibi vakıf üniversitelerinin çok büyük bir kısmının öğrenci kapma yarışında olduğu şu günlerde Bahçeşehir Üniversitesi kendi algısını inanılmaz kuvvetlendirecek bir sponsorluğa imza attı. Yanlış hatırlamıyorsa ilk kez bir üniversite bu denli büyük bir sponsorluk gerçekleştirdi

     Bahçeşehir Üniversitesi'nin Beşiktaş Kadın Voleybol takımıyla gerçekleştirdiği bu sponsorluk, hem üniversitenin diğer   üniversitelerden çok net bir şekilde ayrışmasını sağladı hem de üniversitenin ve Enver Yücel'in vizyonunun genişliğini bir kez daha ortaya koydu. Ayrıca üniversitenin bulunduğu bölge olan Beşiktaş ile Bahçeşehir Üniversitesi arasındaki algının güçlendiğini, Beşiktaş deyince akla Çarşı'dan sonra Bahçeşehir Üniversitesi'nin gelebileceğini söylemek de hiç zor değil artık.

     Bahçeşehir Üniversitesi ve Enver Yücel bunları yaparken diğer vakıf üniversiteleri her yıl yaptıkları ilginç(!) tanıtım çalışmalarına devam etmekteler. Öğrenci velisi olsam özellikle Kadir Has ve Işık Üniversiteleri'nin tanıtımları için yaptıkları çalışmalarından sonra çocuğumu en azından bu üniversitelerin İletişim Fakülteleri'ne bedava bile olsa kayıt ettirmem. 

     Eğitimi genişletme vizyonları, eğitime iş bulma dışında başka anlamlar da yükleme vizyonları sıfıra yakın ne yazık ki pek çok vakıf üniversitesinin. Ancak bu noktada Bahçeşehir, Koç ve Sabancı üniversitelerini ayrı bir yere koymak gerektiğinin altını kalınca çizmek istiyorum.





13 Temmuz 2012 Cuma

BARCELONA - REAL MADRID

 


Özellikle Jose Mourinho'un Real Madrid'in başına gelmesinden sonra iyice kızışan Barceola - Real Madrid derbisi bu kez Facebook üzerinden heyecan fırtınaları kopardı.
Peki nasıl?
Barcelona - Real Madrid derbisinde kaybeden takımın taraftarı 1 günlüğüne Facebook sayfasını rakibine verdi
Darısı Fenerbahçe - Galatasaray derbisine...

12 Temmuz 2012 Perşembe

REKLAMCIDAN HAYAT DERSLERİ


     
     Tedtalks’ta  bir reklamcıdan, ürünün gerçek değerinin yanı sıra, pazarlama ileştişimi ve reklamla eklenen değerinin, insan algısını nasıl değiştirdiğine dair mükemmel bir konuşma.

     Özellikle, Shreddies mısır gevreğinden bahsettiği kısım, tüketici davranışlarına ayna tutuyor.

     Andy Warhol’un “Coca-Cola ile ilgili en çok sevdiğim şey ABD başkanının sokağın köşesindeki serseriden daha iyi bir kola alamamasıdır.” sözü ise Coca Cola’ya bakış açısını açıkça ortaya koyabilecek şekilde.