Siyasi İletişim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Siyasi İletişim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Temmuz 2013 Pazar

GENÇLİK 3.0 SİYASET 1.0

     

     Gezi Parkı nedeniyle uzun bir süredir ara verdiğim bloguma bugün itibariyle geri dönüyorum. Yaklaşık 2 aydır ülkenin geleceği için büyük önem taşıyan olaylar esnasında reklam, pazarlama, iletişim, halkla ilişkiler gibi blogumun temel noktaları bana çok uzak ve anlamsız göründüğünden sizinle yazılarımı paylaşamadım. Geri dönüşümü müjdeleyen bu yazımda ise Gezi Parkı olaylarına bir iletişimci gözüyle kısaca değiniyor olacağım.

     31 Mayıs'tan beri her iki %50'lık kesim için de özellikle sosyal medya üzerinden hem çok güldüğüm, eğlendiğim hem de asla anlam veremeyeceğim pek çok paylaşım okudum. Tüm paylaşımlardan çıkardığım temel sonuç ülkemizin bugünkü siyasi anlayışının analog, gençliğin ise digital olduğu. Bu doğrultuda gençlik her konuda geri bildirim isterken tek taraflı iletişim onlar için anlamsız bir hale gelmiştir. Gençlik bir nevi pazarlama 3.0 iken siyaset henüz 1.0'dir. Özellikle gençliğin digital olma durumunun önümüzdeki 5-10 yıl içinde çok daha hızlı bir şekilde artacağı rahatlıkla öngörülebileceğinden ülkedeki tüm siyasi kurumların aynı birer marka gibi Y ve Z kuşaklarını anlamak için yoğun mesai harcaması gerekmekte. Bu mesai harcanmadığı takdirde ülkeyi hangi siyasi görüş yönetirse yönetsin Gezi Parkı benzeri olayların yaşanması büyük bir olasılık olacaktır.

3 Şubat 2013 Pazar

BİR DİKTATÖRE KARŞI BİR REKLAMCI

     Pablo Larrain imzalı İspanya ve Şili yapımı "No" filmi son zamanlarda izlediğim en iyi filmlerden biri. Bunda hiç şüphesiz filmin bir reklamcının ve bir iletişim kampanyasının etrafında geçiyor olmasının tesiri büyük. Film doğru bir iletişim kampanyasının neleri değiştirebileceğini göster önüne seriyor.


     
     "Şili'nin askeri diktatörü Augusto Pinochet uluslararası baskılara boyun eğer ve 1988'de kendi başkanlığını referanduma götürme kararı alır. Muhalefet önderleri, "Hayır" kampanyalarını yönetmek üzere Rene Saavedra adında pek iddialı, genç bir reklamcıyla anlaşırlar. Son derece kısıtlı olanaklarına ve diktanın dur durak bilmeyen baskısına rağmen cevval Saavedra ve ekibi oylamayı kazanıp ülkelerini dikta rejiminden kurtarmanın yolunu bulmak üzere cesur bir plan yapıp referandumu kazanırlar."



     Film çıkışı aklıma hemen geçen İstanbul'da Intercontinental Advertising Cup'da büyük ödülü kazanan "Operation Christmas" kampanyası geldi. Bu kampanyada da doğru iletişim kampanyası ve execution'larla Kolombiya'da yıllardır beri süregelen terör sorunu büyük ölçüde azalmıştı.



      Filmde Şili ve geçen yılda Kolombiya'daki örneği gördükten sonra bizim ülkemizde de  doğru iletişim kampanyasıyla pek çok sorun neden bu şekilde çözülmesin diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Darısı başımıza...